28
2007
Dişlenmiş Sevgili Mabetleri
Aşkta keşkelere yer yok. Bütün olmayanlara ve olanlara eyvallah diyebilmektir aşk. Sükût-u hayal ile tesadüf kuşlarının arasından sıyrılıp kucaklamalı ikisini de. Kırılan hayalin en keskin kırığı olmak yerine, bir tesadüf kuşunun kanadına tutunup gökyüzüne saklanmalı. Hoş geldin, sefa geldin diyebilme erdemi olanlar, kaderine tebessüm edebilirler. Bütün düzenin içinde gizli bir teslimiyetimiz olmalı. Yüce, kutsal bir teslimiyet. O’na teslimiyet. Olanları yargılamayla meşgulken, olacakları yönlendirebilme yetimizi yitiriyoruz, unutuyoruz. Bütün olanlar, olmuş olanlardır gibi geliyor bana. Bütün olacaklar bu mühendisliğin içinde olasıdır. Bir tek sen şaşırıyorsun. Bir tek ben şaşırıyorum başımıza gelenlere. Bütün evren bıyık altından gülüyor bize, ne var ki bunda diye.
Her sahip olduğumuz, kaybedilebilir diye, yokluğun hayalini kuruyoruz. Kaybetme endişesi içimizi kemirirken, içimizdekinde de diş izleri kalıyor. Bir de sahiden kaybedersek, içimizdeki sevgiliyi kalbimize gömüyor, yine içimizde saklıyoruz. Sonra kalplerimizde dişlenmiş sevgili mabetleri biriktiriyoruz. Kaybetme korkusu sevgiliye de, aşka da zarar. Ve olacaksa, süreci hızlandırmaktan başka bir işe yaramıyor. Keşkelerin üzerine hücum etmektense, geçmişe ve geleceğe siper durup, bugünün kalkanlarıyla kah hoşgeldin sefa geldinler, kah lanet olsunlarla geçsin o an. Yeter ki sevgili hala orada dursun. Orası, yanım olsun. İçimi kemirirken terkedilebilir olmam, vazgeçilmezliğime sığınacak yer yok. Yeter ki içimdekine dokunma kader…
Çetin Erker
« Mülayim Pelvan | Sana geldim, sona… »
Yorumlar